ÖTENAZİYE İZİN VERİLMELİ Mİ?

 

On gün içerisinde çok sevdiğim bir dostumuzu ve bir arkadaşımın  doktor eşini akciğer kanseri nedeni ile yitirdik.

 İsviçreli dostumuz  Rene, kendisine ötenazi uygulanmasını istedikten sonra, eşi tüm dostlarına telefon ederek ertesi gün saat 09.30 – 10.30 arası Rene’nin ağrısız, acısız bir biçimde aramızdan ayrılacağını bildirdi.

 

Tuhaf  bir duygu.  “Nasıl yani , kendisini mi öldürecek?” diye sordum eşime.

Eşim “Hayır “ dedi. Bu işi yapan şirketler var.  Kararlaştırılan saatte gelip enjeksiyon ya da hapla, ağrısız, acısız olarak yaşamına son veriyorlar. “

Sonra da ekledi eşim “ Rene, en doğru kararı verdi, ben de olsam aynı biçimde davranırdım.”

 

Benim dışımda tüm yabancı arkadaşlarımız Rene’nin ötenazi uygulanması isteğini son derece soğukkanlılıkla karşıladılar . Onlarda en az benim kadar üzgündüler elbette Rene’yi yitireceğimiz için, ama onun bu kararına saygı duyuyor ve ağrılar, acılar içinde aylarca ölümü beklemek yerine en doğru kararı verdiğine inanıyorlardı.

 

Mantığım onlardan yanaydı elbette. Arkadaşımın eşi yaklaşık iki yıl (ki bunun son bir yılı yataktan kalkamadan, yaşayan bir iskelet gibi ) dayanılmaz ağrılar, acılar içinde kıvrandı. Önce bir akciğer alındı, sonra ağrı duymasın diye  iki ameliyat daha oldu, ama son aylarda artık hiçbir şey ağrılarını dindiremiyordu.  Eşi ve çocukları ise  onun  dayanılmaz ağrılar içinde kıvranmasını, günden güne eriyip bitmesini izlerken çaresizliğin, hiçbir şey yapamamanın acısıyla kıvrandılar.

 

Rene’ye de bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce akciğer kanseri tanısı konmuştu.    Ondan gelen ilk iletiyi aldığımda gözyaşları içinde eşimi aramıştım. Bana sürekli komik iletiler gönderen, yüzümde gülücükler açtıran sevgili arkadaşımız “işte böyle sevgili dostlarım, birlikte geçirebileceğimiz 50 – 70 hafta süremiz var. “ diye noktalamıştı iletisini.

 

Rene son ana dek pes etmedi, yatağında oturup yas tutmadı. Kemoterapi seanslarının arasında bir yolunu bulup Fethiye’ye kaçtı, bizlerle birlikte oldu, doğaya açıldı, güzel yemekler yaptı, sohbetler etti, her yeri çınlatan kahkahalar attı, sonbaharda yaprakların renkten renge dönüşümünü izledi.

 

Bir kez İstanbul’a kadar geldikten sonra elektrolit dengesi bozulduğu için acilen hastaneye kaldırıldı ve ambulans uçakla İsviçre’ye götürüldü.

Bir kez Fethiye’de kalp krizi geçirdi, acilen ülkesine dönmek zorunda kaldı.

 

Ve en son iki hafta önce Fethiye’den Alanya’ya gitti, üç yıl önce aldığı arsasını görmeye. Orada durumu ağırlaşınca yine ambulans uçakla İsviçre’ye  götürüldü.

  Hemen ardından da hiç duymak istemediğimiz o kötü haber geldi. Tümör tüm vücuda yayılmıştı ve bundan böyle seyahat etmesi , hatta ayakta dolaşabilmesi mümkün olamayacaktı. 

 

İşte bu noktada Rene ötenazi kararını verdi.

Rene’nin eşi soğukkanlılıkla karşıladı bu kararı. Belli ki uzun zamandır bu konu üzerinde konuşmuş, anlaşmışlar.

Ertesi günü  öğrencime ders verirken  saat 10.00 da izin isteyip, birkaç dakikalığına gözlerimi kapatıp Rene’yi düşündüm, “Hoşça kal “ dedim ona.

 

Ve akşama, uygulamanın başarıyla sonuçlandığı, hiç acı çekmeden, çok kısa sürede olduğunu, hatta hastanede değil ,  evde kolundaki seruma enjeksiyon yolu ile uygulandığını öğrendik.

Şimdi şubat başında Rene son yolculuğunu yapacak  Türkiye’ye.

Eşi, rene’nin isteği üzerine küllerini getirip Alanya’daki arsasına gömecek.

 

Mantığımın sesini dinlersem, arkadaşımızın doktor eşi gibi aylarca ağrılar, sızılar içinde kıvranmadan, kendince herkesle vedalaşarak, kendi seçimiyle yaşamına son verilmesini istediği için onu anlıyor ve doğru kararı verdiğine inanıyorum.

Ama bir yanım hala isyan ediyor ve “Ya bir ümit varsa… “ diyor.

 

Günlerdir Rene’nin neşeli kahkahası kulaklarımda çınlıyor. Onu tekrar göremeyeceğimize, sohbet edemeyeceğimize inanmakta hala zorlanıyorum.

 

Böyle bir kararı alabilmek herkesi harcı değil, biliyorum.

Belki kendi adına insan daha kolay alır böyle bir kararı, ama sevdiğiniz kişi söz  konusu olursa “evet “ diyebilir miydiniz ötenaziye?  Sevdiğiniz kişinin aylarca ağrılar içinde kıvranarak ölümü beklemesini mi tercih ederdiniz, onun ötenazi isteğine olumlu yanıt mı verirdiniz?

 

Allah göstermesin, eşiniz, çocuğunuz söz konusu olsa  yanıtınız ne olurdu?

 

 Nuray Bartoschek ©

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !